21 Aralık 2010

günümüz ninnileri...


  Bundan böyle ara ara seninle dertleşmeye karar verdim  be sevgili  blog.  Adını bile koydum senin.  Göçebe!..Evet , göçebe olsun adın. Şimdi sana bir soru.  Öncelikle yazdıklarımdan acaba üstüne alınanlar falan  olur mu diye düşünüyorum  sevgili göçebem, ha ne dersin?  Olur diyorsun ha.  Ben de  bizim gibi kendi yağında kavrulan  bir blogu okumaya tenezzül etmezler heralde diyorum. Nerden üstüne alınacaklar ki? Bilemiyorum yine de.
Bugünlerde herşeyi eleştiresim var sevgili blog.  Kendimi acımasızca eleştirdiğim kadar olmasa da eleştirmek istiyorum bazı şeyleri. Yeni bir yıl daha kapımızı çalmak üzereyken her şey eski tas eski hamam şeklinde devam edecekmiş gibi bir hisse kapılıyorum. Yeni bir yılda olacaklara dair kafamda  gene fikirler uçuşup duruyor be sevgili göçebem.
Mesela diyorum; tv deki dizilerde yine ailece kurulan bir masada içkiler  muntazaman içilmeye ve sanki bütün türk ailelerinde de her gece yemek masalarında su yerine içki tüketiliyormuşcasına,  halkı enayi yerine koyup bütün örf ve adetlerimiz hiçe sayıp bu tür dizileri yine seyretmeye devam edecek miyiz? Yani demem o ki bütün bir yıl boyunca yine mışıl mışıl uyumaya devam edecek miyiz kısacası?  Evet,evet edecekmiyiz bunu soruyorum.
Evet mi dedin, duyamadım.

Mesela diyorum;  yine bloglar arası savaşlarda sevgilileriyle günü birlik ne yaptıklarına(sanki çok merak ediyormuşuz gibi, izleyici sayılarına bakılırsa merak edenler epey de çok gerçi, düşünüyorum da bizdeki merak dünyanın hangi milletinde var acaba, bak bu da düşünülesi) dair günlükleri tutan bloglar yine revaçta mı olacak?  Konudan konuya atlamış gibi oldum ama sorulardan biri de bu.
Yine mi evet?
....
Bunlara örnek vermeme gerek yok sanırım, takip edenler iyi bilir.   Hani böyle küfürlü cümleler  kurup sanki edebi yazılar yazıyormuşçasına bir izlenim yaratmaya çalışanlar var ya hani izleyici sayısı bilmem kaç bini bulan, bir de üstüne kitap çıkaranlar falan. Anladınız sanırım. Neyse kimseye çamur atmayalım. Öyle ya burası sanal dünyaydı.  İsteyen istediğini yapardı. Kimseyi eleştiri hakkın olamazdı. Ben asıl şunu anlamıyorum.  Ya ben çok geri kafalıyım, ya da değer yargıları çok değişti.  Herşeye fransız kalıyorum.  İnsanlar artık gömlek değiştirir gibi sevgili değiştiriyorlar. Bugün biri, yarın öteki.  Allahın günü çok nasıl olsa.  Biz de ağzımız açık bir şekilde takip ediyoruz bu rezaletleri.  Nasıl değişebildi değer yargıları bu kadar, nasıl bu hale geldik, anlamıyorum.  Sevgili bulma yaşı(sevgili bulma yaşı mı? bu nasıl bir cümle oldu ya hu, sanki belli bir yaşa geldikten sonra sevgili bulmak zorunluluğu varmış gibi..) 11lere 12lere kadar düşmüş istatistiklere bakılırsa(böyle bir istatistik var mı bilmiyorum ama olsaydı eminim böyle bir sonuç çıkardı).  Şimdi gidin sorun, yedinci sekizinci  sınıftaki öğrencilere, hepsinin(hadi genelinin diyelim, hepsini zan altında bırakmayalım) bir erkek arkadaşı, bir kız arkadaşı vardır mutlaka.  Olmayana da tuhaf tuhaf bakarlar zaten  "aaa senin sevgilin yok mu?" diyerekten...Sonra da "var senin genlerinde bi bozukluk" diye de hemen atılırlar.  Bunu nerden mi biliyorum, "görünen köy klavuz istemez derler"  yani hani ordan biliyorum. Eğerki bir kız öğrencinin erkek arkadaşı yoksa onu hemen dışlarlar ve saf  damgasını hemen vururlar. Bu nasıl bir acınası durumdur ki toplum olarak yozlaşmaya doğru sürükleniyoruz. Buna bir dur diyen olmayacak mı? Hayır olmayacak!  İstediğin kadar rtük'e şikayet et,  istediğin kadar yaz çiz, boşuna.  Zira televizyonlarda bangır bangır ahlak bozucu diziler, özellikle de okul dizlerindeki kural tanımamazlık ve milletin özünü yok etmeye  çalışılan görüntüler olduğu sürece daha da belki katlanıp devam edecek. Misal bakıyorum tv de yayınlanan okul dizilerine, bütün kız öğrencilerin etek boyları hemen hemen mini ötesi...Sonra sokağa çıkıp bakıyorum etek boyları aynı, mini ötesi(bu mini eteğe taktım bu aralar).  Ve her beş öğrenciden birinin yanında arkadaşım dediği bir partner(bu kelimeyi de hiç sevmem aslında, başka bir kelime bulamadım yerine)....el ele tutuşanlar mı dersin, koklaşa koklaşa gidenler mi dersin, dahası....Dahasını artık  varın siz düşünün.  Hayır aslında suçlu onlar değiller tabi, asıl suçlu olanlar, bunları normalmiş gibi göstermeye çalışıp bizim insanımıza kendi değer yargılarını enjekte etmeye çalışanlar ve bizim değer yargılarımıızı, örf ve adetlerini bir şekilde yok etmeye çalışanlardır.  İşte bütün suçlu bunları reyting uğruna yayınlayanlardır.  Bunu da doğrusu çok güzel başarıyorlar. Bizler de televizyonun  karşısına geçip kuzu kuzu seyrediyoruz, evet seyrediyoruz, yalan değil.  O beyinlerde neler dolaşıyor kimbilir, o kafaların içinde ne tilkiler var, o kadar rezalet diziler sunuyorlarki sofralara. Misal, Fatmagülün suçu ne, Küçük sırlar, Kavak yelleri, Arka sıradakiler falan filan....Bunlar sadece birkaçı.  Bu dizilerde kimin eli kimin cebinde belli değil.  "Kumanda denen bir şey var kardeşim, istemezsen seyretmezsin" diyenleri de duyuyorum. Doğru.  Ama nereye kadar seyretmeyeceksin,  artık günlük yemek içmek gibi olmuş televizyon.  Televizyon denen  bu uyku ilacını günlük doz şeklinde hergün beynimize ruhumuza alıyoruz, alıyoruz evet.  Farkında olmadan hem de.  Engellemek çok zor.  Uyutulmaya o kadar çok alışmışız ki çünkü.  Herşey artık bize normal gelmeye başlıyor.  Normal insanlara artık anormal gözlerle bakıyoruz.  Nereye kadar...Bu konuda daha çok yazasım var ama çok uzun olacak be sevgili göçebe....Daha postu okumaya  başlamadan kaçıp gidenler olacak sırf bu nedenle.  Demedi deme sonra;)

Sana bi şey söyleyeyim mi sevgili blog?  Gördüğün gibi biz böyleyiz işte sevgili göçebem,  hem eleştiririz,  hem de güle oynaya paşa paşa büyük bir iştahla  önümüze konanları afiyetle yeriz. " Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu"  sözü doğrusu bizim için biçilmiş bir kaftan.  Sonra da işte yok efendim, tacizler artıyormuş, yok efendim boşanmalar artıyormuş, yok efendim cinayetler artıyormuş gibi laflar edip dururuz.  Artmasın da n'olsun. N'olmasını bekliyordun ki.  Son zamanlarda okullardaki şiddet neden bu kadar arttı sanıyorsunuz...ve boşanmalar....ve şiddet...ve taciz...Peki, televizyondaki evlilik programlarının artmasına ne demeli.   Bu bir rastlantı değil sanırım.
Siz önce yayınlayın içinde her türlü pisliği barındıran  aldatma, ihanet,  şiddet, kırmızı nokta içeren filmleri, sonra da gelin sizi evlendirelim, yuvanızı yapalım kandırmacaları ha.  Bravo size doğrusu, alkışlıyorum sizi!....Evet, bizleri bu hale getirdiğiniz için alkışlıyorum sizi. Bizi özümüzden ayırmayı başardığınız için de....Sağolun!....
Velhasıl kelam  dertliyim be sevgili blog.  İnternet mi  dedin? Ha o da ayrı bir konu.  Belki onu da bir gün seninle tartışırız. Şimdilik bu kadar olsun, gerisini  sonra düşünürüz.  Çünkü düşünmeye o kadar ihtiyacımız var ki.  Lafla da peynir gemisi yürümüyor ki....

Bir eleştirmedir gidiyor  bu günlerde sevgili blog,  n'olacaksa artık.  hadi hayırlısı olsun bakalım:)
tekrar görüşebilme duasıyla...
Vesselam...
****
Foto/Aslı Karakaya
Bu fotoğrafı da ilginç geldiği için  seçtim, hoşuma gitti doğrusu:)

14 yorum:

αѕαннαяα dedi ki...

Yazını okurken bloglara atıflarda bulunurken nedense senin kaç izleyicin olduğuna bakmak geldi içimden. Ben bloglara girer bakar hoşuma giden yazıları okur yorum bırakmam. Ama senin izleyici sayına baktım :) içimden 50-100 dür falandiyede geçirdim bak yalan olmasın. Demekki senin göçebeni okuyan baya bir kitlen varmış. Bende bunlara dahil olmaktan çokda memnunum. Tv lerdeki dizilerden artık banada baygınlık geldi. İçim bunalır oldu. Uzun zamandırda öyle aman aman izlediğim bişi yok. Aman olmasında kendi iç alemimde yeter, kadar bıkkınım zaten. Ne yazdım ne yazacaktım hımmm unuttum bak :) Neyse buda böyle bi yorum olsun bakalım. Sevgilerimle.

**lila** hand*craft* dedi ki...

Eline yüreğine sağlık. Bırak gençleri koskoca kadınlar bu dizilerden etkilenip ne haltlar karıştırıyorlar, ne gül gibi yuvalar yıkılıyor. Yazacak çok şey var ama mecalim yok. Benim yerime de yaz..Ben seni takip edip kafa sallıyorum.:)

suz-ı dilara dedi ki...

Sevgili blogun bu kadar sorun karşısında yakında format isteyecek senden..demedi deme...

şu dizi konusunda ,hani maillerde,face de ya da başka sitelerde engelleiyorsun ya...tv ye de öyle bir düğme icat etseler...engellesek sanki ne olurdu..sonra engellene sayısı artan diziyi kaldırsalar yayından...yeteneksizsin türkiyede gong düğmesine basıp sahnede şebeklenenleri dumura uğratan bişey ya da...mesela: küçük sırlarda bir anda gong diyosun..oyuncular sahneden yere düşüyo:))ne hoş olurdu değil mi?

sevgili değiştirme ve diğerlerine dalmayacağım...maazallah hakim olamam kalvyeme:)))

selamlar

đerkenαя dedi ki...

Esselamu aleykum Derin'im..

Bloğuna isim vermişte, bizimle dertleşmeyi bırakıp, göçebesiyle dertleşir olmuş :)

Bu isim yakışmış bloğuna, sevdim :)

Yadıklarına gelince, aklımdan geçenlerin yazıya dökülüş biçimi, ama şu TV konusu beni en çok yaralayan kısım... Çünkü her kötülüğün padişahı olur kendileri..

Her anne baba çocuğu TV izlemesin ders çalışsın, kitap okusun istiyor, ama kendisi oturup saatlerce Tv başından kalkmıyor.. Madem zararlı birşey sen niye yapıyorsun?.. Yararlı yayınlar olsa da evlerden TVlerin kaldırılması taraftarıyım ben..

Blog meselesine gelince, ben bahsettiğin türleri zaten okumuyorum, ama asıl vahim olan tesettürlü kardeşlerimin fotoğraf yayınlamaları... Hemde bugün ne giydim adı altında... Söyleyecek söz bulamıyorum.. Hidayet inşâAllah..

Göçebe'nin de seninde başını daha fazla şişirmeden gideyim, bir sonraki yazına da kalsın birşeyler..

Daimi sevgi ve muhabbetle..

EBRAR(Nam-ı Diğer Papuç) dedi ki...

Yazınızı her okuyan ''hı evet haklısın çok doğru söylemişsin ''diyecektir sonra da Fatmagülün suçunu bilmem kimin şuyunu izlemeye devam edecektir (istisnalar konu dışı)

Bir paragrafta durumun özetini çıkarmışsın ..''Bu perhiz bu ne lahana turşusu.....''

E biz böyleyiz sonra da toplum bozulunca nerede bu devlet !!!!!

Hatsumomo dedi ki...

Bazen kendimin tuhaf olduğunu düşünürüm !
Neden dersek ,yukarıda yazdıkların mirim. bunları bende düşünüyorum.
Ve garipliğin bende olduğuna karar veririm.
Yukarıdaki yazını okuyunca ,tek olmadığımı anladım :=)
Çağımızda bizim gibi düşünenlerin adı bile var PP
Biz dinazor oluyoruz,
hiçde şikayetçi değilim doğrusu.
Sevgi ve selametle mirim ve tabi yine fikrine yüreğine sağlık.

şirin butik dedi ki...

doğru söze ne denir....

derin dedi ki...

asahhara,
aslına bakılırsa genelini ben eklemiş bulundum, onlar da "garibim üzülmesin ne de olsa bir garip göçebe işte.." diyerekten nezaket gösterip izlemeye aldılar sanırsam, yoksa nerdeee ;)
sıkılmadan okunacak bi şeyler bulabildiğine sevindim:)
teşekkür ederim..
sevgiler...

derin dedi ki...

lila,
eyvallah sağolasın:)
karalamaya çalşıyoruz işte nacizane bi kaç satır bi şey. fazla da eleştirince eleştiri okları yön değiştiriyor nedense. karalamak derken kimseyi karalamak değil niyetimiz tabi. tavrımız düşünce yapısına..
selametle:)

derin dedi ki...

suz-i dilara,
evet ben de korkuyorum doğrusu. keşke şu içinde bulunduğumuz zamana da bi format atılsa da dünya bazı mikroplardan temizlense:)çok hoş olurdu sahiden de:)

sevgili değiştirmek dedin de artık mideler çok genişledi galiba herkes olanlardan gayet memnun. bugün sevgilin seni mi kırdı,trip mi yaptı sana, çek kapıyı git kardeşim ne çekiyorsun ağzının kokusunu sana sevgili mi yok...sokaklar sevgili kaynıyor. olmadı faceden bul daha da olmadı, evlilik programları ellerinden öper..gerisini yazmayayım yoksa kelimelerim nezaket kuralları dışına taşıp dokuz kusurlu hareketlerden nasibini alacak:) şimdilik bu kadar yeterli:))

sevgiyle kal...

derin dedi ki...

derkenar,
aleykum selam can kardeşim,hoşgeldin:)
hani bazıları bloguyla konuşur dertleşir ya, biz de öyle biraz özendik onlara galiba:)teşekkür ederim, güzel yürekli insan, sağolasın...
bu hataya hepimiz düşüyoruz galiba. dedim ya hem eleştirip hem seyrediyoruz. bu nasıl bir çelişkidir anlamıyorum.suçlu hepimiziz aslında. dediğin gibi hidayet inşaAllah....
estağfurullah, kafa şişirmek ne demek, senin gibi güzel düşüncelere sahip güzel yürekli bir insanın her zaman başımın üstünde yeri var. her zaman için dostlarımızın yeri gönlümüzde bakidir..senin de yerin gönlümde apayrı can kardeşim, eksik olma....

sevgilerimle..:)

derin dedi ki...

pabuç,
evet doğru diyorsun, sıkışınca hemen nerde bu devlet!
biz iflah olmayız:)

yazınızı derken, yazını demek istedin heralde, dost dediğin sizli bizli mi konuşur ki;)...
sevgili pabuç yüreğin dert görmesin inşaallah, canın sağolsun ne diyeyim:) dediğim gibi dostlarımın yeri gönlümde çok ayrı, bunlardan biri de sensin...
baki muhabbet ile..

derin dedi ki...

hatsumomo,
ben taş devrini severim, şöyle filmi bi geri sarabilsek keşke.
dinazorları hep merak etmişimdir zaten. günümüzün modern anguslarından olmaktansa, dinazor olmayı yeğlerim doğrusu:))..anguslardan özür:)
selametle kalasın...teşekkür ederim:)

derin dedi ki...

şirin butik,
sağolun:)